
İngilizce Üzerine
“İngilizce’den tiskiniyorum!” ifadesini pek duymasam da, aslında o ifade kadar güçlü anlamları olan cümlelerle karşılaştığımı söylemeliyim. Çünkü, ülkemizde genelde olduğu gibi, İngilizce öğrenme konusunda da bir dayatma söz konusu. Birisine İngilizce öğrenmesi gerektiği anlatılırken, “İngilizce öğrenirsen, daha kolay iş bulup-terfi edersin” şeklinde ve şahsî-bireysel insiyatifi ve duyguları hiçe sayan, kişiyle İngilizce arasında duygusal-insanî bir bağ kurmaktan uzak cümleler kullanıyoruz. Hâlbuki insanlar sadece iş bulmak için yaşamazlar; bir işi olma arzusunun arkasında da bireyin kendisiyle, değerleri, ailesi veya önemsediği başka bir şey veya şeyler vardır ve onu İngilizce öğrenmeye teşvik etmek için bunları bulmak gerekir.
Fakat ne yazık ki, İngilizce öğretmenleri, bireylerin hayallerini ve güdülerini bulma konusundan daha çok, İngilizce gramerinin incelikleriyle meşguldürler. Bir eğitimcinin branşında iyi olması göz ardı edilemez bir yükümlülüktür ve hayatî bir önem taşır, ama öğrencilerin İngilizce ile ilgili hayallerini ve güdülerini bulmak da en az onun kadar önemlidir. Çünkü insanı koşturan şey hayallerinden doğan hedefleridir!
Ben şahsen İngilizce’den tiskinmiyorum! Çünkü bütün diller Allah’ın insanlara vermiş ve vermekte olduğu kutsal hediyelerdir. İngiliz veya Amerikan hükümetlerini veya kültürlerini eleştirdiğim noktalar olabilir, ama bunda İngilizce’nin ne günahı var!
Benim önerim, İngilizce öğrenmeniz konusunda kalbinize ve zihninize, daha kişisel sebepler gösterin. Yani işiniz için değil de, onun arkasında yer alan ve sizi heyecanlandırıp harekete geçiren sebepleri bulun. Bunu yapamıyorsanız, katma değerler keşfedin. Bazen bir arkadaşımız kendisiyle alış-verişe çıkmamızı ister. Siz yorgunsunuzdur, gitmek istemiyorsunuzdur, ama onu da kırmak istemezsiniz. Arkadaşınız size döner ve der ki: “Hadi bak sana da bir hediye alacağım ve dondurma ısmarlayacağım!” Aslında yine de sadece küçük bir hediye veya dondurma, sizin onca zamanınızı telafi etmez, ama konuyu biraz daha sevimli bir hâle getirebilir.
Başka bir deyişle, sözgelimi işinizle ilgili şartlar sebebiyle bir şekilde ve “zorla” İngilizce öğrenmeniz gerekiyorsa, işin içine kendinizden bir şeyler katın, konuyu size yaklaştırın. Bir kişinin İngilizce öğrenmesi için gayet-oldukça kişisel sebepler bulması da zor değildir. Bunlar başkalarına oldukça basit veya çocukca gelebilir, aldırmayın. Bu şey, düşünce veya his sizi harekete geçiriyorsa, onun basit ve çocukça görünmesi kimi ilgilendirir?
