Jozefin fettanlığı

Birinci Napolyon (1769-1821), Korsika’nın Ajaccio şehrinde doğdu. Paris!teki askerî akademiye yazıldı. 1794fte Italya’daki topçu birliklerin komutanlığına getirildi.
1795 Ekim1 inde, Fransa’daki ordunun başına getirildi ve ilk italya seferini yaptı. Bu sefer, Napolyonfun ününün yayılmasına sebep oldu. Sardinya Kralı yenilerek Nice ile Savoia’yı Fransafya bıraktı. Daha sonra Milano’ya girdi.
Napolyon Paris’e döndükten sonra, Direktuvarlık tarafından ingiltere’yi ele geçirmekle görevlendirildi. Doğrudan doğruya ingiltere’ye saldıracağına, İngiliz etki alanının en can alıcı noktasına saldırmayı uygun buldu. Önce Mısır seferini hazırladı, Akdeniz’deki ingiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Maita’yı aldı. 1798 Temmuz’unda İskenderiye’ye ayak baâtı. Piramitler savaşını kazandı ise de 1 Ağustos’ta Nelson yönetimindeki İngiliz donanması Fransız donanmasına saldırarak gemilerini batırdı.
Nelson’un bu başarısı üzerine İngiltere, Osmanlı Devleti, Avusturya ve Rusya, Fransa’ya karşı birleştiler; Birleşik ordu Nafi polyon’un ele geçirdiği toprakları geri aldı: Napolyon, 1799 Ocak’ında Suriye’ye girdi. Akka’nın başarıyla savunulması ve or-dusunda beliren salgın hastalıklar yüzünden çekilmek zorunda kaldı. Ordusunu Kleber’e bırakarak gemiyle Fransa’ya döndü.
Napolyon, kısa zamanda Fransız halkının sevgisini kazandı. Napolyon kanunlan, halk tarafından desteklendi. Aynı yıl, Paris’teki Nötre Dame Katedrali’nde Papa Pius Vll.’nin eliyle taç giyerek imparator oldu.
1805 yılında ingiltere, Rusya, isveç, Napoli Krallığı ve Avusturya Fransa’ya karşı birleştiler. Avusturyalılar Bavyera’ya saldırdı-larsa da Fransa, Ulm’da Avusturya birliklerini bozguna uğrattı. Aynı gün, Fransız donanması da Trafalgar’da Nelson tarafından büyük bir yenilgiye uğratıldı.
Diğer taraftan Napolyon, Avusturya ve Rus ordularmı bir kere daha yendi. 1807′de imzalanan Tilsit antlaşması ile Fransız-Rus ittifakına yol açtı.
1810 yılında Çar Aleksandr, Tilsit antlaşmasını bozarak Rus limanlarım ticaret limanlanna açıp Fransız mallanna gümrük koydu. 1812 Haziran’mda Napolyon beş yüz bin kişilik ordusuyla Rusya üzerine yürüdü. Bu arada çeşitli zorluklar baş göstererek ordunun yiyeceği tükendi, asker ve atlar aç kaldılar, kaçaklann sayısı çoğaldı. Bir yandan da Ruslar çete savaşlarıyla Fransızlan bunaltıyorlardı. Eylül ortalarında Moskova ırmağı kıyılarındaki kanlı bir savaştan sonra, Napolyon, Moskova’ya girdi. Fakat Ekim1 de çekilmeye başladı, soğuğa yenik düşmüştü. Ordusu perişan oldu. Napolyon, ordunun komutasını Joachim Murat’a bırakarak Paris’e döndü.
Paris’te, kendisine karşı düzenlenen bir hükümet darbesini bastırdıktan sonra yeni bir ordu kurdu. 1813 Ekim’inde Leipzig’de yenik düştü. Düşman kuvvetleri 1814′te Paris kapılarına dayanınca görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Elbe Adası’na sürgüne gönderildi.
Napolyon, 7 Mart 1815′te Elbe Adası’ndan kaçarak Paris’e döndü ve büyük bir sevgiyle karşılandı. Hemen bir ordu toplayan Napolyon, Belçika’ya saldırdı. Kazandığı birkaç önemsiz seferden sonra İngiliz ve Rusya kuvvetleri tarafından Wateroloo’da büyük bir yenilgiye uğratıldı. Paris’e dönünce ikinci defa tahttan indirildi. Amerika’ya kaçmak istediyse de başaramayınca St. Helen Adası’na götürüldü. Son yıllarını bu küçük adada geçiren ve hatıralarını yazan Napolyon, 5 Mayıs 1821′de öldü. 1840′da cenazesi Paris’e getirildi.
Fransa’nın yetiştirdiği büyük devlet adamlarından biri olan Napolyon un her şeyin temelinde “para” olduğunu söylemesi, onu daha popüler hale getirmiştir.
Napolyon bir gün, para hususunda ingiliz generallerinden birisi ile konuşurken ingiliz General kendisine, “Majeste, siz savaşı para için yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu kahramanlığınızı aşağılamıyor mu?” der. iğneli soruya Napolyon şöyle cevap verir:
- Evet, ben hâlâ para diyorum ve savaşın para için yapddığı-nı iddia ediyorum. Peki, siz ne için yapıyorsunuz?
ingiliz Generalin “Şan, şeref, yüksek ingiliz onuru” demesine karşılık Napolyon’un cevabı şahanedir:
“Tebrik ederim. Her millet, kendisinde olmayan bir şey için savaşır. Bizim paramız yok, sizin ise onurunuz…”
Devlet adamı ve komutan olarak işleri yolunda gitmeyen Napolyon’un aşk ve sevdada da şansı yaver gitmedi. Karısı Jozefîn tarafından yaverleriyle aldatılan Napolyon’un çılgın aşk mektuplan yanında intikamı da korkunç oldu.
23 Haziran 1783′te Fransız sömürgesi Batı Hint Adalarında bir şeker kamışı tarımcısının en büyük ve ilk kızı olarak dünyaya gelen Jozefin, Vikont Alexander Bauhameais ile evlenir. Jozefîn fettan kadındır, iki çocuğu olur. Bunlardan birisi olan Hortense daha sonra Hollanda krallığına getirilen Napolyon’un kardeşi Louis ile evlendirilir. Vikont Bauhameais, Jozefîn’den olan oğlunun gayrimeşru olduğunu iddia eder. Boşanmak isterler, olmaz. O zaman kocası Rhin orduları kumandanıdır. Daha sonra ihtilal mahkemesi tarafından giyotinde kafası kesilince dul kalan Jozefîn, Paris’te sevgililerinin maddî yardımları ile lüks bir hayat yaşar. Hayatında kışla, top arabası ve askerden başka bir şey görmemiş olan Napolyon; ilk görüşünde şuh bir kadına çılgınca âşık olur. italya ordulanna başkumandan olarak tayin ediliş ve yola çıkışından bir gün önce; 9 Mart 1795 Perşembe günü Jozefin ile ev-lenir. Yirmi yedi yaşındaki Napolyon, kendisinden altı yaş büyük olan fettan karısına ilk aşk mektubunu 15 Mart 1797 Pazartesi günü Milano’dan gönderir.
“Madam, dünden beri Milano artık benim. Dünkü Pazar günü, bütün italya gibi Milanolularda büyük katedralde ve kiliselerde bana şükrettiler. Kadın, erkek, çoluk çocuk beni kucaklamak ve öpmek istiyor. Oysa ben, italya’nın mutlak hâkimi olan ben, dün gece yatak odamda sizi öpmek ve kucaklamak istedim. Bana bu lûtfu çok görmeyiniz. Yoksa karşılaştığımız zaman, bana İtalyanlar kadar bile direnemeyeceksiniz. Bütün toplarımızın ateşi, sizi saracak olan ateşimin hararetinden fazla değil. Siz benim kanınsınız, italya’ya değil, size sahip olmak istiyorum, italya, önüme servetimi bıraktı. Ben sizi, vücudunuz ve ruhunuzla çırılçıplak zapt etmek istiyorum.
Napoieone Buonoparte”
Jozefin Napolyon’a pek önem vermez, ona “Benim Tontonum” diye hitap eder. Napolyon, ateşli aşk mektuplan göndere dursun, Jozefin subayları ile alev alev aşk geceleri geçirir. Genç adamın silah ve sınıf arkadaşları fettan kadından nasiplerini alırlar.
Napolyon, Mısır seferine çıktıktan sonra Kahire’de karısının ihanetini, hem de bütün ayrıntıları ile öğrenir ve çılgına döner. Buna rağmen 1805 yılında hayatının en muhteşem seferlerinden birisi olan Avusturya seferini kazanır. Artık Viyana’nın da sahibidir. Her şeye rağmen yine kaleme ve kâğıda sarılır:
“Imparatoriçem, Viyana artık benim. Bütün Avrupa gibi. Ama siz kimsiniz? Benim mi? Heyhat, aklanıyorum. Aksi olmuş olsa da, davetlerine ‘evet’ der ve aşk ateşi ile çıldıran imparatorunuzu, geceleri kar altında unutulan bir tahta parçası gibi yalnız bırakmazdınız. Geliniz, sizi bekliyorum. Bütün Avrupa bekliyor.

Yoksa, size sahip olamamanın ateşi ile dünyayı yıkacağım…”
Bu sefer gelir Jozefin. Ama kendisini getiren arabada, kocasını, Napolyon’un en yakın arkadaşlarından General Dartois ile aldatmaktan da geri kalmaz.
Napolyon bir kez daha uyanmıştır; Jozefin’in her ihanetinden haberdar olmaktadır. Jozefin’i Viyana’da Fransız ordusu ve Viya-nalılar karşılar. O gece balodan sonra beraber olacaklardır. Jozefin, Napolyon’un nasıl bir hasretle kıvrandığını bilir. Balo biter, Jozefin nedimleri ile o aşk gecesine hazırlanmaya gider. Atlas, ipek ve kadife perdelerin ardındaki yatak odasında Napolyon kendisini beklemektedir.
Hazırlık biter. Jozefin bütün şuhluğu ve güzelliği ile yandaki odaya geçmek üzere ilerler. Elini perdeye atar. Yüzünde en kadı-nımsı tebessümü ve şuhluğu vardır. Ve orada, nedimlerinin kolları arasına düşerek bayılır.
Napolyon intikamını almış ve perdenin arkasındaki kapıyı, alelade tuğlalar ile ördürmüştür.

Kaynak: Tarihi aşklar ve mektuplar-Muammer Yılmaz

Yorum Yaz