İngiliz Edebiyatı ve Türk Edebiyatı

Geçen yıl İngiltere’de dünyanın en büyük edebiyat yazarlarından biri olan William Shakespeare’in evini gördüm. İki katlı 6, 7 odalı ahşap bir evdi. Müze haline getirilmiş bir ev. Orada iki husus dikkatimi çekti. Shakespeare 1465 yılında doğduğuna göre o ahşap ev 436 yaşındaydı. İngilizler evi çok iyi ama çok iyi korumuşlardı. Ne sıvalarında küçük bir çatlama nede tahtalarında küçük bir çürüme vardı. Dikkatimi çeken ikinci husus benim o evin içinde ve bahçesinde bulunduğum sürede yüz civarında İngiliz’in müzeyi gezmek için gelmiş olmalarıydı. Bu çok mu mühim bir hadise diyeceksiniz. Efendim, bir milletin 384 yıl önce ölen bir tiyatro yazarına böylesine büyük bir ilgi göstermesi, mühiminde üzerinde mühim bir hadise.

Londra’da mesleği gemi kaptanlığı olan bir ingilizle tanıştım. Ona sordum, Shakespeare’i okudunuz mu dedim. Okumaz olurmuyum dedi. Bana göre Shakespeare’i okumayan bir İngiliz, ikinci sınıf bir vatandaş bile değildir. Peki lisedeki kızınızdan bahsetmiştiniz. Shakespeare 384 yıl önce öldüğüne göre kızınız da Shakespeare okuyor ve anlıyor mu? Cevap verdi, Shakespeare İngilizcesini öğrenmesi için kızıma bir öğretmen tuttum. İstiyorum ki kızım üniversiteye zengin bir İngilizce ile başlamış olsun. Tekrar sordum, iyi ama İngilizcede bulunan pek çok kelime Fransızcadan ve Latinceden geçme. Siz dilinizdeki bu Fransızca ve Latince kelimeleri çıkarıp atıp bir öz İngilizce oluşturmak istemiyor musunuz, dedim. Benim hayretle yüzüme bakıp o resmini çekmeyi gerçekten çok isterdim. Niçin Fransızca ve Latinceden dilimize giren bu kelimeleri dilimizden atmak, çıkarmak isteyelim. Bu yola girmek demek. Shakespeare’le beraber bütün İngiliz edebiyat yazarlarını okunmaz duruma getirmek demektir. Ve bu çılgınlığa hiçbir İngiliz aydınının evet demesi mümkün değildir, dedi.

Sayın seyirciler bu hadiseyi neden anlattım biliyor musunuz. İngiliz edebiyatçıları  400 yıl önce yazılan edebiyatlarını okuyor ve anlıyorlar. Biz ise Türkçede giriştiğimiz büyük bir katliam yüzünden gençlerimize bırakın 400 yıl öncesini, 50 yıl öncesi cumhuriyet edebiyatımızı bile okutamıyor ve anlatamıyoruz. Bundan büyük bir facia olabilir mi. İngiliz aydınları 400 yıl önce ölen yazarlarını okuyor ve anlıyor. Dilimizi 400, 600 kelime ile okuyup yazmaya neden olan yani dilimizi katleden, cumhuriyet devri edebiyatımızı bir kenara itenler, tarih karşısında çok büyük bir suçlu olarak çıkacaklardır.

Edebiyatımız ve Tarihimiz bu dil katillerini katiyen affetmeyecektir, affetmemelidir.

Yavuz Bülent Bakiler

Yorum Yaz